Işığın Bestesi
Fotoğrafın iki yüzüncü yılını yaşıyoruz. En genç sanat dallarından birisidir. Fotoğrafın hızla gösterilmesine dayanan sinema doğal olarak ondan daha gençtir. Resim, mimari, müzik, tiyatro, edebiyat ise çok derinlere dayanan sanat dallarıdır. Ancak günümüzde en çok istismar edilen sanat dalı fotoğraf olmaktadır. Çünkü milyarlarca insan cep telefonuna sahiptir ve bu aletlerle çok kolaylıkla fotoğraf çekilmektedir. Üstelik hiç bir maliyet de gerektirmemektedir.
Kısaca tanımlamak gerekirse, fotoğraf enflasyonist baskı altında erimektedir. Çoğu çekeni mutlu eden anı fotoğrafından ileri gidememektedir. Ancak bazı fotoğraflar hafızalarda yer etmektedir. İzleyeni içine çekerek ona duygu yaşatmakta veya bir bilgi iletmektedir. İşte bu fotoğraflar, bir sanatçı tarafından sanatsal özellikle harmanlanmıştır. İnsanın sanatsal duyulara erişmesinin ardında, uzun süren bir eğitim ve geliştirilmiş bilinç vardır. Sanatçının donanımı böyle işlenir. Işığın Bestesi’ni ancak bu özelliğiyle tanımlayabiliriz. Fotoğrafı fırça, kalem, boya, ses ile yapamazsınız. Sadece ışık ile yapabilirsiniz. Sanatçı ışığı temel unsur olarak alıp, onu canlılarla, coğrafya parçasıyla ya da nesnelerle bestelediğinde, o görüntü dile gelir ve izleyende bir his uyandırır. İşte Işığın Bestesi’nde ziyaretçiler ışığın müziğini hissedeceklerdir…
Çünkü ülkemizin her köşesine yayılmış, kendini kanıtlamış ve saygınlık kazanmış fotoğraf sanatçıların eserleri dile gelerek, her biri ayrı bir perdeden izleyicileri etkileyecektir. Belki de siz, bir senfoni hissedeceksiziniz…Tümüyle bu size kalmış, fotoğrafla kurduğunuz bağa kalmış…
Mikdat Besni









































