- Sacayağın Küresi: Sinema
1. Kürkünle Karşılanırsın, Aklınla Uğurlanırsın
Sinema salonunda bir film izlediğinizi düşünün. Perdeden yansıyan sözcükler
ve konuşmalar, onlara eşlik eden jestler, mimikler ve bakışlar, kamera
hareketleri ve kurgu akışı… Öyle bir an gelir ki, yönetmen hilelerini de, çekim
yöntemlerini de, oyuncuların maharetini de unutur insan. Film, tıpkı bir müzik
eseri gibi, kendine özgü tınısıyla seyirciyi perdedeki o görsel-işitsel şölenin içine
çeker. Bu güçlü etki, üç öğenin bütünleştirilmesiyle ortaya çıkar. Bu öğeler ve
yaratıcıları, sırasıyla, şunlardır:
• Öykünün çekiciliği (senarist / yönetmen)
• Çekimlerin anlatım gücü (görüntü yönetmeni / sanat yönetmeni / yönetmen)
• Dramatik yapının işleyişi (senarist / yönetmen / oyuncu).
Bu üç öğenin kusursuz bütünlüğünü sözcüklerle açıklamak, ne edebi
senaryoda, ne de titizlikle işlenen çekim senaryosunda mümkündür. Bu
çelişkiyle bağlı Üstat İ. Bergman, düşlediği ”filmin yapısını ifade edebilen,
kendi görüşlerimin tüm ayrıntı ve nüanslarını kâğıt üzerine dökmeğe olanak
sağlayabilen bir nota gibi yazılım sistemi”nden söz eder. (О.Дворниченкo.
Гармония.фильма. Москва.Искусство.1982). [O.Dvorniçenko. Sinemada
Armoni. İskusstvo Moskva 1982] İfade edilen üç öğenin uğurlu birleşmesi
sonucu oluşan havanı bir armoni, seyirci-perde uyumu gibi değerlendirebiliriz.
Gerçek bir sinema eseri, izleyenlerde bu tür bir psikolojik haz yaratır, ya da
yaratmalıdır. Söz konusu bütünlük sağlandığında, seyirci, kendini perdeye
yansıyan dünyanın bir parçası olarak duyumsar ve ‘oyuna katılır’. Gösteri
bittiğinde akmaya başlayan yazılar, film boyunca kurulan samimi birlikteliğin
ardından, yönetmenle seyircinin vedalaşması gibidir. Yazılar akarken, izleyiciler
yaşadıklarını hızla yeniden düşünür. Sinemada geçirilen sürenin izleyici
üzerindeki etkisi, ya yaşanmış bir mutluluk, bir hoşluk olarak, uzun süre, hatta
hayat boyu silinmeyecek şekilde belleğe nakşedilir, ya da bir kâbustan kurtulmuş
olmanın verdiği rahatlıkla çabucak silinip gider.
Aslında, filmler de dâhil olmak üzere her sanat eseri biçimiyle karşılanır,
içeriğiyle uğurlanır.
